kayıp zamanın izinde ./5

gençlikte, âşık olduğumuz kadının kalbine sahip olmayı hayal ederiz; daha ileri yaşlarda, bir kadının kalbine sahip olduğumuzu hissetmek, ona âşık olmamıza yetebilir. dolayısıyla aşkta öznel bir hazzın peşinde koştuğumuz ve bu yüzden de bir kadının güzelliğine duyulan hayranlığın aşkta en baskın unsur olmasının beklenebileceği yaşta, aşk – en fiziksel aşk bile – temelinde, başlangıcında bir arzu olmadan doğabilir. bu yaşa gelinceye kadar, hayatımızda aşka birçok kez maruz kalmışızdır; aşk artık şaşkın ve edilgen kalbimizin karşısında tek başına, kendi meçhul ve kaçınılmaz yasalarına göre ilerlemez. ona biz destek olur, hafızanın yardımıyla, telkinle yönlendiririz onu. belirtilerinden birini tanıdığımızda, hatırlayarak diğer belirtileri canlandırırız tekrar. içimizde baştan sona kayıtlı olan aşkın şarkısını ezbere bildiğimizden, şarkının devamını getirebilmek için, -güzelliğin esinlendiği bir hayranlıkla dolu- başlangıç notalarını bir kadının söylemesine gerek duymayız. kadın şarkıyı ortasından -kalplerin birbirine yaklaştığı, iki kişinin bundan böyle sadece birbirleri için var olacaklarından söz ettikleri noktadan- söylemeye başladığı taktirde de, bu müziğe yeterince alışkın olduğumuzdan, beklenen notalarda hemen karşımızdakine katılıveririz.

marcel proust

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir