mahur beste ./2

ah, eski istanbul! içten içe kaynaşan hayatıyla, durmadan çarpışan ihtirasıyla, kin ve sevgileriyle, birdenbire çoşan nefretleriyle, kaynayan sular gibi içten dönen ve derinleşen dolaplarıyla, daima kızdırılmış bir kaplan gibi atılmağa, parçalamağa hazır ocaklarıyla, tekkeleriyle, esnafıyla, o kadar parça parça, dağınık göründüğü hâlde istediği gün, sokakata, çarşıda, meydanda birdenbire birleşen, acayip ve korkunç bir mahlûk gibi halka halka büyüyen, genişleyen, okyanuslar gibi homurdanan, önüne çıkan her şeyi yakıp yıkan, devirip altüst eden, kadını erkeğini tamamlayan halkıyla her türlü canlılığın üstünde canlı şehir.

ahmet hamdi tanpınar

mahur beste ./1

birdenbire aklı evlendiği seneye, biricik aşkına, her ömürde bir kere açan o bahara gitti. fakat behçet bey’in hayatı bu cinsten seyahatleri zorlaştıran bir hayattı. mazi onun için tehlikeli bir mıntıkaydı. onun için çabukça döndü. insan ömrü zavallı, çok zavallı bir şeydi. “darülmihen…” diye mırıldandı.

ahmet hamdi tanpınar

tanpınar’ın başka bir yıldızı

bu ümitsiz ve biçare
şahitleri ömrümüzün
bu aynanın sularında
kaç kere yıkandı yüzün.

bu lamba ve hülyamıza
yabancı binlerce uyku;
bir demir pençeydi sanki
içimizde eski korku…

ve birden değişen yüzün
arzunun uzaklarında,
o çılgın bitiş, kayboluş
göğsünde ve kollarında.

düğümlenen nefesinden
sarmaşıklar, derin güller
arasında dem çekerek
doğup ölen güvercinler.

ve açık pencerelerden
mavi gökle giren rüzgâr
düşmüş melek oynumuza
uzanan yemyeşil dallar…

kim bilir hangi yıldızın
kısır çöllerinde şimdi,
beyhude hatırlıyoruz
bu hiç olmamış şeyleri…

ahmet hamdi tanpınar

huzur ./4

çünkü suyun sesi, aşkın, ihtirasın sesinden kuvvetlidir. karanlıkta su sesi insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur.

ahmet hamdi tanpınar

tanpınar’ın “sen ve ben”i

içme, ilk yudumda zehirler seni
bahtın kadehime döktüğü şarap.
her akşam koynunda uyutur beni,
her sabah alnımdan öper ıstırap.

sen, yirmi yaşında bir baharsın ki,
gölgende neşenin rüzgârı eser.
düşünen alnımda benim her çizgi
baharı olmayan bir kışa benzer.

sana ufuklar “gel!” diye bağırır
ellerinde çiçek ve haykırarak;
seni gür sesiyle hayat çağırır,
beni de çiğneyip geçtiğin toprak.

ahmet hamdi tanpınar