dar kapı ./1

boyun eğmek zorunda kaldığım herhangi bir sertlik beni yıldırmıyor, aksine neredeyse hoşuma gidiyordu. mutluluktan çok, onu elde etmek için harcayacağım sonsuz çabanın peşindeydim; mutluluk ve erdemi birbirine karıştırıyordum.

andré gide

batak ./2

manzaralar arasında, özellikle alabildiğine düz büyük manzaralar kendisine çeker beni, tekdüze geniş fundalıklar, gölcüklerle dolu bölgelere rastlamak için uzun yolculuklara çıkabilirdim, oysa burada, çepçevre bu gölcüklere sarılıyım. böyle konuştuğuma bakıp da, canım sıkkın sanmayın; efkarlı da değilim; tityre derler bana, yalnızım, bir manzarayı, beni düşüncelerimden koparıp alamayan kitabı sevdiğim kadar severim. iç karartıcıdır benim düşüncelerim; şakaya gelir tarafı yoktur, diğerlerinin yanında hüzün vericidir; onları her şeyden çok severim, düşüncelerimi ovalarda, asık yüzlü gölcüklerde, geniş fundalıklarda gezdirdiğim için, böyle yerleri ararım hep. buralarda usul usul dolaştırırım onları.

andré gide

batak ./1

basit insanların erdemi kabullenmedir; bu da onlara öylesine yakışıyor ki, sanki yaşamlarının ruhlarıyla orantılı bir biçimde oluştuğunu görüyoruz. özellikle onlara acımamalı: yaşama biçimleri kendilerine uygundur; acıklı bir durum bu! servetlerinin bozulması söz konusu olmadığı sürece, değersizliklerinin farkında olmazlar. .
olaylar, kişilerin başına, kendi aralarındaki ilişkilere uygun olarak gelir. herkes kendisine uygun olanı bulur. öyleyse, insan, içinde bulunduğu değersiz durumla yetinirse, sonunda onun kendine uygun olduğunu, bundan başka bir şeyin de olmayacağını kabul ediverir. ısmarlama yapılmış alın yazıları. gittikçe büyüyen çınar ya da okaliptüs ağaçlarının kabuklarını çatlatmaları gibi, insanın da giysilerini çatırdatarak gelişmesi zorunludur.

andré gide