paris sıkıntısı ./1

gecenin saat birinde
çok şükür! kendimleyim! gecikmiş ve bitkin birkaç faytonun tekerlek sesinden başka ses yok. birkaç saatlik de olsa, dinlenemesek bile, sessizliğe kavuşacağız. çok şükür! insan yüzünün zorbalığından kurtuldum,
şimdi artık yalnızca kendime katlanacağım.

çok şükür! yoğun karanlıklar banyosunda dinlenmeme izin verildi! önce dış kapı anahtarını iki kez çevirmeli. bana öyle geliyor ki kilit yalnızlığımı artırıp beni dünyadan ayıran barikatları güçlendiriyor.

iğrenç yaşam! iğrenç yaşam! günü özetleyelim:
birçok edebiyatçıya rastladım, biri de bana rusya’ya kara yoluyla gidilip gidilemeyeceğini sordu (kuşkusuz rusya’yı ada sanıyor); bir derginin yönetmeniyle uzun uzun tartıştım, yaptığım her itiraza karşı şu yanıtı veriyordu: “burası dürüst insanların yeri”, sanki öbür gazeteleri namussuzlar çıkarıyor; yirmi kadar insanla selamlaştım, on beşini hiç tanımıyorum..
….
..
her şeyden hoşnutsuz, kendimden hoşnutsuz, kendimi yeniden satın almak ve gecenin sessizliği, yalnızlığı içinde böbürlenmek istedim. sevdiklerimin ruhları, şarkısını söylediklerimin ruhları, güç verin bana, dayanak olun bana, yalan dolanı ve dünyanın ayartıcı buğularını uzaklaştırın benden ve sen ulu tanrım, birkaç güzel dize üretme bağışını esirgeme benden, esirgeme ki insanların sonuncusu olmadığımı, küçümsediğim insanlardan aşağı olmadığımı kendime kanıtlayayım!

charles baudelaire