puslu kıtalar atlası ./2

kendi payıma ben dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. bu yeterince cesur olmadığımın bir göstergesi olabilir. aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. sana izin veriyorum, git. git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun binbir halinden korkma.

ihsan oktay anar

kitab-ül hiyel ./2

varlıklarını benlikleriyle sınırlayan ve dolayısıyla, aslında ona ait olduklarını bilmedikleri dünya karşısında cılız ve sakat olduklarını hisseden insanlar gibi, varlığına tehdit ettiğine inandığı o devle savaşmaya karar verdi. bu dev, dünya’nın ve onun içindekilerin ta kendisiydi. ona ait olmak ise, ona yenilmek, yani ölmek demekti. ancak bir bakıma doğru sayılırdı. çünkü dünya’nın bir parçası olmak, bedenin değil benliğin ölümü olmalıydı.

ihsan oktay anar

puslu kıtalar atlası ./1

bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. acıyı, susuzluğu ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

ihsan oktay anar

kitab-ül hiyel ./1

ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? o, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder. zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından,bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar. icad ettiğin silah işte onların tutkularını büyütecek ve zulümlerini arttıracaktır. sen onların kollarını uzattın. oysa kılınçlar yeterince uzun değil miydi?

ihsan oktay anar