zamanımızın bir kahramanı ./1

bir zamanlar, toprak kavgası ya da sudan haklar gibi birtakım gündelik sorunlarımızda tanrısal güçlerin söz sahibi olduğunu ileri süren bilginlerin yaşadığını düşündükçe gülmemek için kendimi güç tutuyordum. neye yaramıştı bütün bunlar? o bilginlerin zekâlarıyla aydınlanmış, yalnızca onların savaşlarını ve şenliklerini aydınlatmaya yaramış şu kandiller her zamanki gibi alev alev yanmaktalar, oysa o tutkularla umutlar, sahipleriyle birlikte, tıpkı şen bir gezgincinin ormanın kenarında yaktığı küçük bir ateş gibi sönüp gittiler! öte yandan, sayısız varlıklarıyla bütün bir göğün kendilerini sessiz fakat değişmez bir sevecenlikle gözetmesinden kim bilir nasıl tat almışlardır! oysa biz, onların yeryüzünü inanç ya da gurur, haz ya da korku tanımadan tepen zavallı torunları (tek korkumuz, kaçınılmaz son aklımıza gelince içimize çöken korkudur) artık bütün insan soyu için de, kendi mutluluğumuz için de büyük fedakârlıklara girişemiyoruz çünkü mutluluğun imkânsız olduğunu öğrendik; böylece, tıpkı dedelerimizin bir aldanıştan bir aldanışa sürüklenişleri gibi biz de bir şüpheden öbürüne kayıtsızca geçiriyoruz. ama bizde ne onların umutları var ne de insanla ya da kaderle yapılan savaşta duyulan o belirsiz ama tadına doyulmaz heyecan.

mihail lermontov